Haberler

Okullar ne zaman açılıyor? Yüz yüze eğitim tarihi belli oldu mu? SGK, İŞKUR ve Kredi hakkında açıklama

Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Köy okullarında 15 Şubat’ta eğitim öğretimin başlamasını kararlaştırdık. 8 ve 12. sınıflar ile ilkokul ve özel eğitim okullarındaki eğitim-öğretimin 1 Mart’ta başlaması için hazırlıklara başlanacak” dedi.

Türkiye’nin yeni anayasa yapmasının vakti geldiğini dile getiren Erdoğan “Yakında reform paketlerimizin felsefesini, amaçlarını, hedeflerini ve faaliyet başlıklarını içeren kapsamlı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacağız. Belki de vakti geldi. Ülkemizde yeni bir anayasa tartışması başlamalıdır. Cumhur İttifakı’ndaki ortağımızla bir anlayış birliğine varmamız halinde önümüzdeki dönemde yeni anayasa için harekete geçebiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı 2 saat sürdü.Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Cumhurbaşkanlığı  Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.  Yeni yılın ikinci ayının ilk kabine toplantısını yaptıklarını belirten  Erdoğan, dünya ve Türkiye için oldukça zorlu geçen 2020’nin ardından büyük  umutlarla girilen 2021’i yeni bir şahlanış yılı haline getirmenin gayreti içinde  olduklarını dile getirdi.

Erdoğan, bu amaçla yılın ilk gününden itibaren bir yandan salgınla  mücadeleye, diğer yandan yatırımlara, eser ve hizmet kazandırma çalışmalarına hız  verdiklerini kaydetti. Sadece ocak ayında milletin hizmetine sundukları eserlerin kısa bir  özetinin bile bu doğrultuda katedilen mesafeyi göstermeye yeterli olacağına  işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılın ikinci günü Fırat Nehri üzerinde inşa  ettikleri Kömürhan Köprüsü ile bağlantı tüneli ve yolunu hizmete açtıklarını  anımsattı.

Bu eserin, Elazığ ile Malatya’yı birbirine bağlamanın ötesinde,  Türkiye’nin doğu-batı ve kuzey-güney ulaşım ağının en önemli noktalarından  olduğunu ifade eden Erdoğan, Kömürhan Köprüsü’nün 660 metre uzunluğu ve 380 metre  orta açıklığıyla kendi kategorisinde dünyanın dördüncü büyük eseri olduğuna  dikkati çekti. Türkiye’nin uzay çalışmalarındaki iddiasının ve gücünün son işareti  olan Türksat 5A uydusunu 8 Ocak’ta Amerika’dan yörüngesine yolcu ettiklerini  hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“İnşallah 5B uydumuzu da önümüzdeki yaz başında uzaya fırlatacağız.  Uzay çalışmalarında uzak mesafelerdeki büyük uydular yerine düşük maliyetleri ve  teknik kolaylıkları sebebiyle daha kısa mesafelerdeki mikro uyduların önemi  giderek artıyor. Biz de bu amaçla ülkemizde bir mikro uydu fırlatma tesisi kurma  çalışmalarına başladık. İnşallah çok uzak olmayan bir tarihte, ülkemizin ve  dostlarımızın uydularını kendi tesisimizden uzaya göndereceğiz. Haberleşmeden  enerjiye, çevrenin korunmasından savunma sanayisine kadar, geniş bir kullanım  alanına sahip uzay ve uydu teknolojileri konusunda ülkemizi marka haline  getirmekte kararlıyız. Bu adımın, gençlerimizin 2053 vizyonlarının altyapısına  yapacağımız en büyük desteklerden biri olacağına inanıyoruz.”

“Yol haritasını konuştuk”

Diyarbakır-Ergani-Elazığ yolu üzerindeki Devegeçidi Köprüsü ve  bağlantı yollarını 9 Ocak’ta hizmete açtıklarını, yılın ilk kabine toplantısını  ise 11 Ocak’ta yaptıklarına değinen Erdoğan, kabine toplantısı öncesi Türkiye  Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’nun Ankara’daki tesislerinin resmi açılışı  sebebiyle gençler ve sporcularla bir araya geldiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de görev yapan Avrupa Birliği ülkeleri  büyükelçileri ile 12 Ocak’ta yaptığı toplantıda ise ilişkileri karşılıklı saygı  ve ortak fayda temelinde geliştirme iradesini teyit ettiklerini söyledi.  Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nin ödül törenine katıldıkları  13 Ocak’ta Türkiye medyasının yanında sanat, spor ve kültür dünyasının önde gelen  temsilcileri ile bir araya geldiklerini ifade eden Erdoğan, Dış Ekonomik  İlişkiler Kurulu yönetimiyle 15 Ocak’ta buluşarak yeni döneme ilişkin yol  haritasını konuştuklarına da değindi.  Erdoğan, geçen yılı 169,5 milyar dolar gibi tarihin en yüksek ihracat  rekoru ile kapatan iş insanlarının, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde yanlarında  olmayı sürdüreceklerini vurguladı.

  “Silvan Projesi GAP’ın en bereketli bölümü”

Türkiye’nin sanat birikimini göstermesi bakımından önemli gördüğü  Milli Saraylar Resim Sergisi’nin açılışını 15 Ocak’ta yaptıklarını anımsatan  Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2019 ve 2020 Özel Ödüllerini, müzecilik  alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’ye değer kazandıran kurumlara ve sanatseverlere  20 Ocak’ta takdim ettiklerini dile getirdi. Erdoğan, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu’nun yönetim kurulu  üyeleriyle 22 Ocak’ta bir araya gelerek hem geçen yılın değerlendirmesini  yaptıklarını hem de yeni yılda yapılabilecekleri konuştuklarını kaydederek şöyle  devam etti: “23 Ocak’ta önce İstanbul Fırkateyni Denize İniş ve Pakistan Milgem  Korvet Projesi üçüncü gemi ilk kaynak törenine katıldık. Bu törende Türk savunma  sanayisinin denizcilik sektöründe ulaştığı seviyeyi bir kez daha görme imkanı  bulduk. Ardından Diyarbakır-Silvan Barajı gövde dolgusu, Başlar Barajı, Ergani  Barajı ve Ergani İçme Suyu Arıtma Tesisleri’nin açılış törenine canlı bağlantı  ile iştirak ettik. Silvan Projesi GAP’ın en bereketli bölümlerinden birini  oluşturuyor. Bünyesinde 8 ayrı baraj ve 23 sulama tesisi olan bu proje  tamamlandığında 2 milyon 360 bin dekar alanı sulayacak. Silvan Barajı’nın gövde  dolgusunu tamamlarken Babakaya ve Silvan Sulama Tünelleri’nin inşaatlarına da hız  verdik. İnşallah hem barajın hem tünellerin hem de sulama tesislerinin inşasını  hedeflediğimiz tarihlerde mutlaka ama mutlaka tamamlayarak Diyarbakır  topraklarını bölge ve ülkemiz için önemli bir kazanç kaynağı haline getireceğiz.”

“Geniş bir alanda gençlere hizmet verecek”

Elazığ ve Malatya illerinde can kaybı yanında ciddi yıkama yol açan  depremin birinci yılında millete verilen sözleri tutmanın sevincini paylaşmak  üzere 25 Ocak’ta Elazığ’a gittiklerini belirten Erdoğan, “Depremin 6. ayından  itibaren teslim edilmeye başlananlarla birlikte toplamda 8 bin konutun anahtarını  hak sahiplerine verdik. Elazığ’da inşa ettiğimiz 20 bin konutun kalanını da yaz  aylarına kadar tamamlamış olacağız. Aynı şekilde Malatya’da da 6 bin konutun  tamamını yaza kadar bitirip, hak sahiplerinin hizmetine sunacağız.” dedi.

Bu tür projelerde sadece konut yapmadıklarını, okulu, camisi, çarşısı,  parkı, yeşil alanları ve diğer tüm ihtiyaçlarıyla adeta yepyeni şehirler inşa  ettiklerini vurgulanan Erdoğan, şunları kaydetti: “Elazığ’da yaptığımız köy konutları, yöre halkının ihtiyaçlarını  karşılayacak, planlaması ve projesiyle gerçekten örnek bir çalışma oldu. Bir kez  daha bu konutların vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Rabbimden  ülkemizi her türlü afetlerden muhafaza eylemesini niyaz ediyorum. Elazığ  ziyaretimizde ayrıca Avrupa’nın en büyük çocuk ve gençlik merkezinin resmi  açılışını da yaptık. Bu merkezde yazılımdan kodlamaya, tasarımdan montaja,  tarımdan binicilik ve okçuluk sporlarına kadar geniş bir alanda gençlerimize  hizmet verilecek.”

“Yanlarında olmayı sürdüreceğiz”

Devlet korumasında yetişmiş gençler, engelliler, şehit yakınları,  gaziler ve gazi yakınları için önemli bir programı 26 Ocak’ta Cumhurbaşkanlığı  Külliyesi’nde düzenlediklerini de anımsatan Erdoğan, bu programda gençlerden  1093’ünün, engellilerden 1140’ının, şehit yakınları, gaziler ve gazi  yakınlarından 370’inin kamuya atamasını yaparak, sosyal devlet vazifesinin birini  daha yerine getirdiklerini söyledi. Erdoğan uzun süredir, genel kadroların önemli bölümünü bu amaçla  yapılacak atamalara tahsis ettiklerini belirterek, “Kamuda yaptığımız bu tür  istihdamları ve sosyal destek programlarımızı, kimsesizlerin kimsesi olan  devletimizin, milletinin her kesimine vefasını bir gereği olarak görüyoruz.  İnşallah bundan sonra da ihtiyaç sahibi herkesin istihdamından aynı ve nakdi  desteğine kadar her konuda yanında olmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. Uluslararası ilişkiler çerçevesinde pek çok devlet ve hükümet  temsilcisiyle telefon ve telekonferans görüşmeleri ile yüz yüze kabuller  gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii her biri aynı  zamanda ülkemiz meselelerinin konuşulduğu, tartışıldığı platformlar olan parti  kongre üyelerimiz ve diğer parti faaliyetlerimiz bu listenin dışındadır. Bunların  yanında haftanın her günü devlet ve millet meseleleri ile ilgili yaptığımız  kabulleri veya telefon görüşmelerini mutat mesaimiz olduğu için ayrıca  saymıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bugüne kadar yaptıklarıyla yetinmeyip, geleceğin büyük ve güçlü  Türkiye’sini inşa etmek için her alanda yoğun hazırlıklar yürüttüklerini  vurgulayan Erdoğan, “Ülkemizin son 18 yılının en büyük özelliği, demokraside ve  ekonomide kesintisiz bir reform gündemine sahip olmasıdır. Yıllarca siyasi  istikrarsızlıklar, ekonomik krizler, darbeler, vesayet kıskacında bu ülkenin ve  milletin enerjisini, vaktini, imkanlarını heba edenlerin yol açtığı kayıpları  telafi etmek için gerçekten çok çalıştık. Üstelik bu mücadeleyi, ülkeyi bu hale  getiren vesayetçilerin, darbecilerin kriz tüccarlarının nice sinsi tuzaklarına  rağmen başarıya ulaştırdık.” ifadelerini kullandı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii ‘reform’ dediğimiz değişim ve dönüşüm  gündemi, dinamik bir süreci ifade ediyor. Görevimiz dünyanın ve Türkiye’nin  değişen şartlarına, milletimizin değişen ihtiyaçlarına ve beklentilerine göre  yeni reform gündemleri oluşturmaktır. Her kim ‘Artık bu ülkede yeni reforma  ihtiyaç yok.’ derse bilinmelidir ki o kişi Türkiye’den de dünyadan da toplumdan  da bir haberdir.” diye konuştu.

Türkiye’nin geçmişten günümüze eğitim sistemine değinen Erdoğan, şöyle  devam etti: “Mesela daha düne kadar kendi çocuklarına dahi üniversite eğitimi  imkanı sunamayan bir Türkiye ile bugün 8 milyon evladı yanında 200 bin yabancıya  yükseköğrenim sağlayan bir Türkiye’nin eğitim yaklaşımı aynı olabilir mi? Aynı  şekilde geçmişte bırakınız dünya ile rekabet etmeyi, kendi vatandaşlarının asgari  ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık, ulaşım, enerji, sanayi, teknoloji, şehircilik,  çevre, spor altyapısına sahip olmayan bir ülkenin ihtiyaçlarıyla bugünküler aynı  olabilir mi? Yine kendi sınırları içindeki teröristlerle baş etmekte zorlanan bir  Türkiye ile sınırlarının ötesinde güvenli alanlar oluşturan çok da ötelerde  harekatlar yürüten bir Türkiye’nin güvenlik stratejileri aynı olabilir mi?

Bu örnekleri her alana teşmil etmek mümkündür. Daha önemlisi hayatın  bir gerçeği olan değişimin dışında kalan veya değişimi doğru istikamette  yönlendirilemeyen toplumların yaşadıkları acı tecrübeleri ve yıkımları hemen yanı  başımızda bizzat görüyoruz. Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar  dünyanın her yerinde köklü siyasi, sosyal, ekonomik çalkantılar yaşanırken  Türkiye’nin olduğu yerde çakılıp kalması elbette düşünülemez.

“Ülkemiz her alanda bölgesel ve siyasal liderlik politikası  izlemektedir”

Türkiye’nin yıllarca küresel siyasi ve ekonomik değişimlerin gerisinde  kalıp, statükoya teslim olduğu için hep büyük bedeller ödediğini kaydeden  Erdoğan, “İnşallah bu defa küresel siyasi ve ekonomik değişimin önünde kendi  inisiyatiflerimizi hayata geçirmek suretiyle hedeflerimize ulaşacağız. Ülkemiz  işte bu amaçla bir süredir ekonomiden güvenliğe her alanda bölgesel ve siyasal  liderlik politikası izlemektedir.” dedi. Gelinen noktada yeni ve köklü reform ihtiyaçlarının ertelenemez  olduğunu gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle  sürdürdü: “Bu çerçevede hukuki ve ekonomik reform paketlerinin hazırlıklarını  zaten bir süre önce başlatmıştık. Adalet Bakanlığımız hukuki reformlarla Hazine  ve Maliye Bakanlığımız ekonomik reformlarla ilgili teknik çalışmaları hamdolsun  belirli bir seviyeye getirdi. Bu reform paketleri çalışılırken dünyadaki ve  ülkemizdeki gelişmelerin detaylı bir analizi yanında, ilgili tüm  bakanlıklarımızla kurumlarla sivil toplum kuruluşları ile görüşmeler yapıldı.  Hazırlık çalışmalarında ortaya konulan tespitler ve teklifler çerçevesinde her  kesimin ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayacak taslaklar ortaya çıktı.”

“Kapsamlı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacağız”

Ortaya çıkan bu taslakları hem kendi içlerindeki kurullarda hem de  Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarıyla değerlendirerek nihai aşamaya getireceklerini  söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:  “İnşallah çok yakında reform paketlerimizin felsefesini, amaçlarını,  hedeflerini ve faaliyet başlıklarını içeren kapsamlı bir çalışmayı kamuoyuyla  paylaşacağız. Hemen ardından yasamanın alanındaki konularla ilgili Meclis’te,  idari alandaki konularla ilgili de Cumhurbaşkanlığımızda gereken müşahhas  adımları atmaya başlayacağız. Esasen Türkiye’de sorunların kaynağının 1960’tan  beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar  değiştirirsek değiştirelim anayasanın ruhuna dercedilen darbe ve vesayet izini  silmek mümkün olmuyor.  Bunun için daha önce yeni bir anayasa girişiminde bulunmuştuk.  Mecliste sandalye sayılarına bakmadan tüm partilerden eşit temsilci ile  başlatılan çalışmalar, CHP’nin süreci tıkaması ve uzlaşmaz tutumu sebebiyle  maalesef neticeye ulaşamamıştır. Ülkemizin bu önemli fırsatı kaçırmış olmasından  dolayı üzüntülüyüz. Belki de şimdi Türkiye’nin tekrar yeni bir anayasayı  tartışmasının vakti gelmiştir. Anayasa çalışması öyle gizli saklı mahfillerde terör örgütü ile  irtibatlı kesimlerin gölgesinde, ülkesiyle zihni ve kalbi bağlantısı kopuk  isimlerle yürütülebilecek bir iş değildir. Bu çalışmanın, milletin gözü önünde ve  onun temsilcilerinin tamamının katılımıyla şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi,  ortaya çıkan metnin de mutlaka milletin takdirine sunulması gerekir. Cumhur  İttifakı’ndaki ortağımızla bu konuda bir anlayış birliğine varmamız halinde  önümüzdeki dönemde yeni anayasa için harekete geçebiliriz.”

Ulusa seslenen Erdoğan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19)  salgınının son 1 yılda ülke ayrımı yapmaksızın tüm dünyada üretimi, tüketimi,  ticareti, yatırımları, turizmi ve sosyal hayatı derinden etkileyen sıkıntılara  yol açtığını, bu dönemde en güçlü ekonomilerin bile küçülmeye, daralmaya  başladığını söyledi. Hasarın boyutunu gösteren çarpıcı bazı rakamları paylaşmak istediğini  belirten Erdoğan, şunları söyledi:   “Yapılan son tahminlere göre, 2020 yılında küresel ekonominin yüzde  3,5, gelişmiş ülkelerin yüzde 4,9, AVRO Bölgesi’nin yüzde 7,2 ve gelişmekte olan  ülkelerin yüzde 2,5 oranında küçülmesi bekleniyor. Görmeye alışık olmadığımız bu  oranlar veya bu rakamlar yaşanan krizin ne kadar derin olduğunu işaret ediyor. Bu  denli bir ekonomik küçülme aynı zamanda işsizlik demektir. Uluslararası Çalışma  Örgütü’nün verilerine göre 2020 yılında çoğu da gençlerden ve kadınlardan oluşan  255 milyon iş kaybı yaşandı. Sadece bu iş kayıplarının ekonomik değeri 4 trilyon  dolara yakın. Böylesine zorlu bir küresel konjonktürün Türkiye’yi olumsuz  etkilememesi elbette mümkün değildir. Fakat bizi dünyadan ve özellikle de  gelişmiş ülkelerden ayıran çok önemli avantajlarımız var. Biz son 18 senedir  sağlığa, sosyal güvenliğe, sanayiye, teknolojiye yani toplumun refahını artıracak  her alana büyük yatırım yapan bir ülkeyiz. Yaptığımız yatırımların karşılığını da  işte bu gibi zor günlerde alıyoruz.”

Salgın süresince Türkiye’nin direncinin kırılmadığı gibi tam tersine  önüne yeni fırsatlar çıktığını söyleyen Erdoğan, milletin azmini, çalışkanlığını  ve yardımseverliğini bu dönemde yeniden tüm dünyaya gösterdiğini vurguladı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Sağlıkçıların özverisini, sanayide, tarımda, hizmet sektöründe  çalışan kardeşlerimin alın teri tamamladı. Aşı ve ilaç geliştirmeye kendini  adayan bilim insanlarımızın tutkusunu uzaktan eğitimle öğrencilerine ulaşan  öğretmenlerimizin çabaları tamamladı. Salgına karşı hep birlikte topyekün bir  seferberlik yürüttük. Hükümetimiz de bu süreçte sağlıktan sosyal desteklere kadar  her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımları attı. Hafızalarınızı  tazelemek adına verdiğimiz desteklerin bazılarını kısaca özetlemek istiyorum.  Yaklaşık 650 bin emeklimizi kapsayan en düşük emekli maaşı ödemesini 1000 liradan  1500 liraya yükselttik. Sosyal destek kapsamındaki tüm ailelere ilave nakdi  yardım yaptık. Büyüklerimize sahip çıkarak yalnız yaşayan 80 yaş üstü  vatandaşlarımızı yakın takibe aldık. Ekonomiyi canlandırmak ve istihdamı korumak  için geliştirdiğimiz bir dizi tedbiri kararlılıkla uyguladık. Bay Kemal öyle  danışıklı dövüşle, öyle gidip de çöp konteynırlarının içerisinden aldatmak  suretiyle vatandaşlarımızı ‘bak aç, açık, sefil’ gibi yalan yanlış haberlerle,  spekülasyonlarla sen bu milleti aldatamayacaksın. Zaten böyle söyledikçe de bak  partin kendi içinde dağılmaya başladı.”

Kısa çalışma ödeneğinin şartlarını kolaylaştırdıklarını, kapsamını da  genişlettiklerini söyleyen Erdoğan, ayrıca kısa çalışmadan ve işsizlik sigortası  şartlarından yararlanamayıp ücretsiz izne çıkarılanlar için nakdi ücret desteği  vermeye başladıklarını anlattı. Erdoğan, “Bunları biz yapıyoruz. Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında  bugüne kadar çeşitli kesimlere verilen hibe desteklerinin rakamı 49 milyar lirayı  geçti. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, 49 milyar lirayı  geçti. SGK teşviklerimiz ve İŞKUR desteklerimiz ile birlikte bu rakam nereye  ulaşıyor biliyor musunuz, 71 milyar liraya ulaştı.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl salgın şartlarına rağmen 16 milyonluk  turist sayısına ulaşıldığını da vurgulayarak, şunları kaydetti: “İhracatçılarımıza stok finansman desteği sağladık. Eximbank kredi  vadelerini uzattık. İhracatçılara, destekleme ve fiyat istikrar fonu kapsamında  2,4 milyar lira destek ödemesi yaptık. Dijital ortamda yapılan pazara giriş  çalışmalarını destekledik. Mart 2020’den itibaren belirli sektörler için mücbir  sebep hali ilan ederek vergi yükümlülüklerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu prim  ödemelerini 6 ay erteledik. Böylece 29 milyar lira vergi alacağını ve 40 milyar  lira Sosyal Güvenlik Kurumu alacağını erteleyerek, 2,5 milyon vergi mükellefini  rahatlattık. Yurt içi yolcu taşımacılığını, eğitim, öğretim hizmetleri, yeme  içme, sinema ve konaklama hizmetlerini KDV oranını yüzde 1’e indirdik. İşyeri  kiralamaları, otomotiv, motosiklet, bisiklet, küçük ev aletlerinin bakım onarımı,  terzilik, kuru temizleme gibi genel orana tabi esnaf hizmetlerinde KDV’yi yüzde  8’e düşürdük. Bu vergi indirimleri ile 2020’de 15 milyar lira, 2021 yılında ise  yaklaşık 12,5 milyar vergiden vazgeçmiş olduk. Vergi dairelerine, SGK, gümrük  idaresine ve belediyeye ödenecek vergi, prim, para cezası gibi kamu alacaklarının  yeniden yapılanmasını sağladık. Bu uygulamadan yararlanmak için şu ana kadar 7,5  milyon vatandaşımız 108 milyar liralık alacağı yapılandırmak amacıyla vergi  dairelerimize başvurdu. Salgın sebebiyle faaliyetleri tamamen durdurulan  kıraathane, kahvehane, internet kafe ve sinema salonu gibi işletmelerin mücbir  sebep hükümleri kapsamında vergi yükümlülüklerini de erteledik. Küçük esnafımızın  tamamına ve kısıtlamalar nedeniyle gelir kaybına uğrayan esnaflarımıza da hibe  şeklinde destekler vermeye başladık.”

“Esnaflarımıza 5 milyar liranın üzerinde bir nakdi destek veriyoruz”

Salgının en çok etkilediği kesim olan taksi, dolmuş, servis  işletmecileri, pazarcılar, terziler, oto tamircileri gibi basit usule tabi tüm  esnaf ve sanatkarları doğrudan destek ödemesi kapsamına aldıklarını dile getiren  Erdoğan, “Aynı şekilde lokantacılık, pastanecilik, kadın ve erkek kuaförlüğü,  pansiyon, yurt-kreş işletmeciliği gibi faaliyetleri kısıtlanan sektörlerdeki  esnaf ve sanatkarımızı da aynı kapsama dahil ettik. Böylece 1 milyon 240 bin  esnafımız 3 ay süreyle ayda 1000 lira almaya devam edecek. Ayrıca esnafımıza  büyükşehirlerde 750, diğer şehirlerde 500 lira kira desteği ödemesi yapıyoruz.  Sadece bu iki program sayesinde esnaflarımıza 5 milyar liranın üzerinde bir nakdi  destek veriyoruz.” diye konuştu. Lokanta, restoran ve kafe sahibi esnaflara yeni bir hibe desteğinin  müjdesini kısa bir süre önce verdiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:  “Buna göre 2019 yılı cirosu 3 milyon liranın altında olan işletmeler  eğer 2020 yılında yüzde 50 ve üzerinde bir ciro kaybı yaşadılarsa azalan  cirosunun yüzde 3’ü kadar hibe alabilecekler. Bu hibenin tutarı da en az 2 bin  lira, en fazla 40 bin lira olabilecek. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan  sonrada esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin, vatandaşımızın yanında olmayı  sürdüreceğiz. Uyguladığımız ekonomi politikalarının olumlu etkileri 3’üncü  çeyrekten itibaren makro ekonomik verilerimize yansımaya başladı.   Öncü göstergeler 2020 yılını yüzde 1’in üzerinde bir büyüme ile  kapatabileceğimize işaret ediyor. Son uluslararası analizler, G20 ülkeleri içinde  2020 yılını pozitif büyüme ile kapatabilecek iki ülkenin Türkiye ve Çin olduğunu  gösteriyor. Ekonominin üretim, tüketim, yatırım harcamaları ve ihracat tarafı  oldukça güçlü seyrediyor. Büyüme bakımından önemli bir gösterge olan imalat  sanayi satın alma yöneticileri endeksi kesintisiz 8 aydır yüzde 50’nin üzerinde  gerçekleşiyor. Yeni ihracat siparişleri ile ağustostan bu yana endeksteki  güçleniş daha da hızlanırken istihdamda 2017 sonundan beri en yüksek seviyeye  ulaştık. Amacımız yatırımların çoğalması, üretim kapasitemizin gelişmesi ve  sektörlerimizin rekabet gücünün artmasıdır.”

KÖY OKULLARINDA 15 ŞUBAT’TA EĞİTİM BAŞLIYOR

Uzaktan eğitim öğretimin temeli olan internete erişimdeki sınırlılığı  dikkate aldıklarını ifade eden Erdoğan, “Köy okullarında 15 Şubat’ta  eğitim-öğretimin başlamasını kararlaştırdık. Ancak okulların açıldığı köylerde  vaka artışı yaşanması halinde eğitim ve öğretime yeniden ara verilebilecek. Bunu  da özellikle söylemek zorundayım. Kovid-19 her şeyden tehlikeli ve önemli.  Yavrularımızın kaybına tahammülümüz olamaz.” ifadelerini kullandı.

Her türlü tedbiri almak zorunda olduklarını söyleyen Erdoğan, şunları  kaydetti: “8 ve 12. sınıflar ile ilkokul ve özel eğitim okullarında ki eğitim  öğretimin 1 Mart’tan itibaren başlaması için hazırlıklara başlanacak. Vaka  sayılarındaki iyileşmeye paralel olarak 1 Mart’tan itibaren il bazında eğitim  öğretimin kademeli başlaması için gereken çalışmalar da yürütülecek. Yine  vakaların belirli bir sayının altına düşmesiyle birlikte esnafımıza yönelik  kısıtlamaların kademeli olarak gevşetilmesiyle ilgili takvimi de başlatmayı  planlıyoruz. Bu vesileyle belediyelerden ve organize sanayi bölgeleri  yönetimlerinden İl Hıfzıssıhha Kurulu kararlarının uygulanması hususunda  hassasiyet göstermelerini beklediğimizi belirtmek istiyorum.” Erdoğan, yaklaşık 11 aydan bu yana sabır ve metanetle tedbirlere  riayet eden herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine  Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, geçen yıl girişimcilerin  salgına rağmen yatırım taleplerini artırdıklarını söyledi. Erdoğan, “Teşvik tarihimizin rekorunu 2020’de kırarak toplam 10 bin  505 yatırım teşvik belgesi düzenledik. Bu belgelere istinaden 238 milyar liralık  sabit yatırıma destek vereceğiz. Söz konusu yatırımlar tamamlandığında 305 binin  üzerinde ilave istihdamı ülkemize kazandırmış olacağız.” diye konuştu.

Tüm sıkıntılara rağmen 2020’yi 169,5 milyar dolarlık ihracatla  tamamladıklarını ve program hedefini aştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Kamu maliyesi tarafı da güçlü olduğumuz alanlardan biridir. Mali disiplinin  korunmasına gösterdiğimiz özen sayesinde 2020 yılı bütçe açığını yüzde 3,6  civarında tuttuk. Üstelik bu başarıyı gelişmekte olan ülkelerin, ortalama yüzde  11’lere varan bütçe açığı verdiği bir dönemde yakaladık. Aynı anlayışla 2021 yılı  bütçe açığı hedefimizi de yüzde 3,5 olarak belirledik.” ifadelerini kullandı.

Türk lirası değer kaybında değil, değer kazanıyor”

Türkiye’nin finansal piyasalarda son 3 aydır pozitif görünüme sahip  olduğunu kaydeden Erdoğan, “Türk lirası, dolara karşı yüzde 18, avroya karşı  yüzde 16 düzeyinde değer kazanarak gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi  performansı sağladı. Türk lirası değer kaybında değil, değer kazanıyor. Türk  lirasındaki güçlenme ve altın fiyatlarındaki gerilemeyle beraber merkezi yönetim  toplam borç stokumuz yaklaşık 173 milyar lira azaldı.” bilgisini paylaştı.  Erdoğan, vatandaşların tasarruflarında Türk lirasına dönmeye  başladıklarını belirterek, bu vesileyle tüm vatandaşlara teşekkür etti.  Gerçek kişilerin, son 3 aylık dönemde piyasaya 4 milyar dolara yakın  döviz sattıklarını belirten Erdoğan, ülkenin risk priminin de düştüğünü aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışındaki portföy yatırımcılarının,  Türkiye’nin finansal piyasalardaki varlıklarına talebinin güçlü seyrettiğini dile  getirerek, son 3 ayda 16 milyar doların üzerinde portföy girişinin olduğunu  kaydetti.

“Gıda enflasyonu önümüzdeki en büyük tehditlerden biridir”

Bu olumlu gelişmelerin yanında, ekonomideki sorunlu alanları  bildiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Serbest piyasa kurallarından taviz vermeksizin bu sorunların üzerine  gidiyoruz ve gideceğiz. Yüksek enflasyonun hem üretici hem de tüketici cephesinde  oluşturduğu tahribatın farkındayız. Gıda enflasyonu önümüzdeki en büyük  tehditlerden biridir. Gıda ürünlerinde, tarla veya fabrika ile market arasındaki  fiyat farklarının ekonomik süreçler ve gerekçelerle izah edilemeyecek seviyelere  çıkması, milletimizle birlikte bizi de rahatsız ediyor. Nitekim bugün yine  gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi de oydu. Üç beş açgözlü tüccarın  milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin veremeyiz. Bununla birlikte  hükümet olarak, görevimizin meseleyi tüm boyutlarıyla incelemek ve ona göre  tedbir almak olduğu açıktır. Sıkıntının kaynağına indiğimizde, kimi tüccarların  açgözlülüğü yanında uluslararası alanda gıda fiyatlarında yaşanan yükselişi,  bununla birlikte kuraklığın ve yapısal sorunların etkilerini de görüyoruz.”

“Bitkisel üretimimiz, Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı”

Erdoğan, kuraklığın bazı bölgelerde üretimi düşürmesinin, Çin ve  Hindistan gibi yüksek nüfuslu ülkelerin ürün taleplerinin artmasının tüm dünyada  gıda fiyatlarını hareketlendirdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle uluslararası piyasalarda,  ayçiçeğinde 2 kata varan, soya fasulyesinde yüzde 50’yi, buğday ve mısırda yüzde  40’ı bulan fiyat artışları yaşandı. Avrupa ve Amerika’daki boş market rafları  görüntülerinin gerisindeki sebeplerden biri de budur. Türkiye’de aldığımız  tedbirler ve kendi üretim gücümüz sayesinde hamdolsun böyle görüntülerin ortaya  çıkmasına müsaade etmedik ve etmeyeceğiz.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl verdikleri 22 milyar liralık destekle  tarımsal üretimin kesintisiz devamını sağladıklarını ifade ederek, şunları  kaydetti:”Bu sayede bitkisel üretimimiz, bir önceki yıla göre 7 milyon ton  artışla 124 milyon tonun üzerine çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı.  Cumhuriyet tarihinde bu gerçekten bir örnektir. Tarımsal büyüme ve ihracatta da  oldukça güzel gelişmeler yaşandı. Bu yıl da 24 milyar liralık tarımsal destek  ödemesi ile üretimin sürmesini temin edeceğiz. Çiftçilerimizin ekmeğe, biçmeye,  üretmeye devam etmeleri için onları artan girdi maliyetlerinden koruyacak  tedbirleri de alıyoruz. Yılın ikinci yarısında dünyadaki gelişmeler ve ülkemizde  aldığımız tedbirler çerçevesinde gıda fiyatlarındaki oynaklığın azalacağını  düşünüyoruz.”

“Gıdada piyasa gözetimi ve denetimini kararlılıkla uygulamaya devam  edeceğiz”

Erdoğan, kuraklığın etkilerini ve gıda fiyatlarındaki artışı yakından  takip ettiklerinin altını çizerek, şöyle konuştu:  “Öncelikle gıdada piyasa gözetimi ve denetimini kararlılıkla  uygulamaya devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum. Nitekim gıda komitesi  harekete geçerek, üretimden perakendeye kadar zincirin halkalarını  değerlendirmeye ve gereken tedbirleri almaya başladı. Erken uyarı sistemi kurarak  çok hızlı ve etkin bir karar alma mekanizması oluşturacağız. Rekabet Kurulunu da  etkin bir şekilde harekete geçireceğiz.  Tarımsal üretimle ilgili kronik sorunların çözümü hususunda 2019  yılında düzenlediğimiz Tarım Orman Şurası’nda alınan kararların uygulamasına da  hız vereceğiz. Bu ancak özel sektörle iş birliği içinde yürüyebilecek bir  süreçtir. Elbette piyasa dostu ve kalıcı adımlardan yanayız. Ama özel sektörün de  kendi üzerine düşenleri yapması şarttır.”

İstihdamın artırılması

Dertlendikleri bir diğer önemli konunun istihdamın artırılması  olduğunu söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:  “Salgındı, mutasyondu derken, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de  alınan tedbirler maalesef iş gücü piyasamızı menfi etkiliyor. Bu konuda da özel  sektöre çağrı yapıyorum, ‘Gelin, bu işi daha önce yaptığımız gibi bir  seferberliğe dönüştürelim. Kadın ve genç istihdamı başta olmak üzere, bu konuda  atacağımız vizyoner adımlarla dünyaya örnek olalım. Her türlü teklife açığız. Tüm  hazırlıkları masaya koyalım, hep birlikte tartışalım, en iyisi ne ise,  yarınlarımız için bir an evvel onu hayata geçirelim. Bu ülke bizim, hepimizin.  Ayağa kalkarsak hep birlikte kalkacağız ama unutmayın ki kaybedersek hep birlikte  kaybedeceğiz. Ben kaybetmeye inanmıyorum.”  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin ve milletin kazanacağına  inandığını vurgulayarak, “2021’i, salgın sonrası dönemin hazırlık yılına hep  birlikte çevirelim.” dedi. Buna mani hiçbir şeyin olmadığını, bunların  aşılacağını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:  “Dünya aşı bulamazken hamdolsun bizde bu sıkıntı da yok. Burada da  çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Enflasyon hedefine birlikte  ulaşalım ama yüksek faizle asla bu mümkün değil. Orada da yine düşük faizle bu  işi başarabiliriz. Cari açıkla mücadele için gerekli önlemleri birlikte  uygulayalım. İstikrarlı ve kaliteli büyümenin önündeki tüm engelleri birlikte  kaldıralım. Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı politikalarla ki bu düşük  faizle olur, kalkıp da yatırımcı yüksek faizle yatırıma girebilir mi? Giremez.  Ancak düşük faizle yatırıma girmesi mümkün. Bu olduğu zaman istihdam olacaktır.  Bu olduğu zaman üretim olacaktır. Bu olduğu zaman ihracat olacaktır. Bütün bunlar  olduğu zaman da, biz dünya ile yarışır hale geleceğiz. Ülkemizi 2023’e inşallah  hedeflerini gerçekleştirmiş olarak ulaştıralım. Bütün bunları salgın tehdidini en  aza indirerek yapmamız gerekiyor.”

Yerli aşı çalışmaları

Toplantıda salgın tedbirlerini yeniden gözden geçirdiklerini söyleyen  Erdoğan, “Aşı çalışmalarının hızla sürmesi önümüzdeki dönemi görmemiz bakımından  önemlidir. Sahadaki aşı uygulaması belirlenen öncelikler doğrultusunda sürüyor.  Kovid-19’un mutasyona uğraması herkes gibi bizim de işimizi zorlaştırıyor. Buna  rağmen Allah’ın izniyle bu küresel sağlık krizinin üstesinden gelebileceğimize  inanıyoruz. Dışarıdan aşı tedarikinin sürdürülebilirliği şüphelidir. Dünyada bu  konuda yaşanan ve giderek ayyuka çıkan kriz, bize yerli aşı çalışmalarına hız  vermemiz gerektiğini gösteriyor. Salgınla mücadelede en kritik hususlardan biri  olan yerli aşı çalışmalarını yakından takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl mart ayından bu yana süren salgın  tedbirlerinin ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerinin farkında  olduklarını vurgulayarak, “Bunların değerlendirmesini kazanımlarımıza halel  getirmeyecek şekilde sürekli yapıyoruz. Bilim insanlarımızın görüşleri yanında  milletimizin her kesiminden gelen seslere de kulak veriyoruz.” diye konuştu.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu